Ak Parti İlçe Kongresinden İzlenimler… | Akcakoca Gazetesi

SON DAKİKA

Ak Parti İlçe Kongresinden İzlenimler…

Bu haber 20 Eylül 2020 - 12:08 'de eklendi ve 3.834 kez görüntülendi.

Ak Parti’nin 7. olağan ilçe kongresi, beklendiği üzere yoğun bir katılımla gerçekleşti. Mevcut başkan Esvet Sarıoğlu’nun yeniden aday gösterildiği Ak Parti kongresi, sonuçları üzerinden değerlendirildiğinde hoş olmayan anekdotların hatırda kaldığı bir kongre olarak anılacağa benziyor.

İlçe kongresine hazırlıkların yeterince dikkatle yapıldığı dikkatlerden kaçmazken, özellikle salon dizaynı ve konukların karşılanması konusunda oldukça profesyonel bir yaklaşımın hayat bulduğunu söylemek mümkün.

Ne varki kongreye gölge düşüren iki hadise yaşandı ki bunları değerlendiren ilçe halkının Ak Parti’ye biraz mesafeli duracağını söylemek abartı olmaz.

Fahri Çakır konuşmasa daha iyi olurdu  

Düzce milletvekili Fahri Çakır’ın kürsüye davet edildiği anda bir gaf yapacağı bekleniyordu. Zira, sayın vekil daha önce de genişletilmiş ilçe divan toplantısında ”belediyeyi biz elimizle tuttuk rakip parti adayına verdik” mealinde sözler sarf etmişti.

Dün yapılan ilçe kongresinde yaptığı konuşmada da bizleri şaşırtmadı sayın Çakır.

Milletvekili Çakır’ın, ”Cüneyt Yemenici belediyeciliği devam etseydi ne olurdu? Kaldırımlar mı sökülürdü? Minare kafamıza mı yıkılırdı? Asfaltlar sökülür, su şebekeleri mi kesilirdi? Hastane bekler miydi? Ankara’dan hizmet almak daha güzel olur muydu olmaz mıydı? şeklinde yaptığı konuşma ne yazık ki salonda bulunanlar tarafından alkış aldı.

”İktidar ve yerel yönetimler bütünlük içinde hareket ederlerse iyi olur”, ”Namaz kazaya kalır da fırsat kazaya kalmaz” sözlerini sarf eden vekil Çakır, fırsatlara sahip olmanın yolunun iktidara mensup belediyeciliğe destek olmaktan geçtiğini ima eden konuşma yaptı.

Vekil Çakır’ın yaptığı konuşma, Ak Parti dışındaki bir partiye oy verenlerin ve Ak Parti dışında bir partiden belediye seçimlerini kazananların akıbetlerinin hizmet yapamamak ve hizmet alamamak olacağını ima ediyordu. Üstelik Cumhur İttifakı şeklinde bir siyaset ortaklığının kurulduğu bir sürecin yaşanmasına rağmen. Üstelik Cumhur Ortaklığı nedeniyle Ak Parti seçmenlerinin MHP adayına destek vermekte bir beis görmediği alenen orta yerde durur iken… Ve üstelik mahalli düzeyde verilmiş bu geçici desteğin her an Ak Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan lehine geri dönebilme ihtimalinin yüksek olduğunun bilinmesine rağmen.

Ayrıca vekilin konuşması, önümüzdeki seçimlere ilişkin seçmene ayar verecek ölçüde gizli bir tehdit de içeriyordu. Başka bir yorumlamayla o konuşma şöyle değerlendirilebilir; Bugün ekonomik darboğazda olan Akçakoca belediyesinin sıkıntılarından kurtulamıyor olmasının bir nedeni de vekilin konuşmasından anlaşılacağı gibi, iktidar imkanlarından yeterince faydalanamadığı ya da özellikle faydalandırılmadığı gerçekliğidir.

Vekil Çakır’ın yaptığı konuşma ve üslubundaki saklı tehdit bir başka şeyi daha gösterdi; O da uzun seneler Ak Parti’ye destek vermiş olan seçmenlere karşı duyulan derin samimiyetsizlik duygusu. O konuşmanın belki de en hazin yanı, seçmenleri inciteceğini düşünmeden yapılmış bir konuşma olmasıydı. Zira, Ak Parti seçmeninin, yerel seçimlerin özel koşulları üzerinden başka bir partinin adayına verdiği desteği itibarsızlaştırmaya çalışan bu konuşmaya tepki göstermesi kaçınılmazdır. Üstelik bu tarz üstten bakan konuşmalar, Ak Parti seçmeninin yeni dönemde, yeniden partisinin adayına yönelmesini engelleyecek bir sonuca da hizmet edebilir.

Vekil Çakır’ın yaptığı konuşmaların partinin tabanında tepki oluşturduğunu sanırım Ak Parti ilçe teşkilatı da görmüştür. Ve partinin yetkili organlarının bu tür olaylara müdahale etmesi tabanın beklentisidir. Aksi halde son seçimlerle birlikte yaşanan Ak Partiden kopuş süreci hız kesmeden devam edecektir.

Osman Çakır’ın kürsüye daveti başlı başına tepki nedenidir

Ak Parti’nin 24. dönem milletvekillerinden olan Akçakocalı Osman Çakır’ın parti kongrelerine davet edilmesi ve konuşturulması da taban açısından ciddi sorun teşkil eden bir konudur. Zira, eski vekilin FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’le verdiği mutluluk pozları hâlâ zihinlerde canlı bir şekilde durmaktadır ve FETÖ’ye karşı verilen mücadelede ‘siyasi ayak’ tartışmasının her dile gelişinde simge kabul edilecek bir ‘Pensilvanya Hatırası’ olarak orta yerde durmaktadır.

Yüzlerce insanımızın şehit düştüğü, yüzlercesinin çeşitli uzuvlarını kaybedecek şekilde yaralandığı FETÖ’cü darbe kalkışmasının ardından, toplumda FETÖ’cü olarak anılanlara karşı derin bir öfke duyulurken, Fetullah Gülen’le fotoğrafları olan siyasetçilerin Ak Parti organizasyonlarında boy göstermesi, öfkeyi artırmaktan ve yarayı daha da fazla kanatmaktan başka bir işe yaramaz.

Osman Çakır’ın FETÖ elebaşı ile birlikte çektirdiği hatıra fotoğrafıyla ilgili olarak mutlaka açıklamaları olmuştur. Ve mutlaka Parti organları bunun hesabını sormuşlardır. Fakat her şeye rağmen FETÖ terör örgütüne karşı verilen mücadelenin tüm yönleriyle devam ettiği bu günlerde, eski vekilin Parti kürsülerine çıkartılıp konuşturulması, bu kararlı mücadele sürecinin ruhuna uygun düşmemektedir. Zira darbeci terörist Gülen’le çekilmiş fotoğrafların hiç biri toplumun belleğinden silinmiş değillerdir.

Ak Parti teşkilatlarının bu özel duruma biraz daha özen göstermeleri kaçınılmazdır. En azından ‘FETÖ’nün siyasi ayaklar’ meselesi kamu vicdanında açıklık kazanıncaya dek Osman Çakır’ın bir süre daha izleyici olarak kenarda tutulması, FETÖ konusunda hassasiyeti yüksek parti tabanının Ak Parti’ye mesafeli durmasını da engelleyecektir.

Ak Parti muhalefete fazla iş bırakmıyor

Ak Parti, 20 yıllık iktidarıyla ülkenin kaderini etkileyen bir parti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülkeyi bölgesel bir güç haline getiren Ak Parti, gelişmiş alt yapı hizmetleri, sağlık ve eğitim alanındaki reformlarıyla hâlâ seçmenlerin en fazla destek verdiği bir parti.

Savunma sanayisi alanındaki hamleleriyle Türkiye’yi, dünyanın diğer ülkelerinin dikkatle izledikleri bir yer haline getiren Ak Parti hükümetleri, diğer taraftan ekonomik sıkıntılarla boğuşan, işsizliğin ve sosyal adaletsizliğin her geçen gün derinleştiği bir ülkeyi yönetiyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başındaki kadroların yönettiği Türkiye, bir yanda işsizliğin-yoksulluğun arttığı, parasının her yeni gün değer kaybettiği bir ülke, diğer yandan ulusal hak ve menfaatleri için dünyaya bile kafa tutmaktan geri durmayan, milli imkanlarıyla askeri gücüne güç katan, kendi bölgesinde,  kendisinin içinde olmadığı tüm seçenekleri elinin tersiyle saha dışına itebilecek güç ve kararlılıkta bir ülke.

Tam da bu ikili durum karşısında seçmen desteği açısından bıçak sırtı bir duruma sahip Ak Parti. Tek bir yanlış hamlesiyle sadece merkezi idareyi değil belediyeleri de kaybedebilecek bir hassas denge üzerinde yol almaya çalışıyor. Bu durumda Cumhurbaşkanı Erdoğan dışında yerel düzeyde siyasetçilere ve teşkilatlara da çok iş düşüyor. Milletvekilleri ve teşkilat yöneticilerinin yerel ölçekte yaptıkları hatalar, Erdoğan’ın siyasi geleceğini doğrudan belirliyor. Kürsülerde konuşan Ak Partili hatiplerin meseleye buradan bakmaları bu açıdan oldukça önemli.

Ak Parti kongrelerine kimlerin davet edileceği kadar kimlerin davet edilmemesi gerektiği de partinin bekası açısından önem taşıyor. Partili yöneticilerin tavrı kadar kullandıkları dil, ağızlarından çıkan her bir söz bu anlamda büyük önem taşıyor. Milletvekillerinin ve parti teşkilatlarının kongre ve benzeri organizasyonlarda, vatandaşların tepki vermeyecekleri duruşları sergilemeleri lazım. Aksi halde Ak Parti’yi illerde ve ilçelerde tamamen yok etmek için muhalefet partilerine avuçlarını ovuşturmaktan başka bir iş kalmayacak.

 

 

 

 

 

 

.