Seçimler Sizi İnsanlıktan Çıkartmasın! | Akcakoca Gazetesi

SON DAKİKA

Seçimler Sizi İnsanlıktan Çıkartmasın!

Bu haber 15 Haziran 2018 - 18:46 'de eklendi ve 107 kez görüntülendi.

“Hocam, bastığın dalı kesiyorsun, düşersin”… Hoca Nasrettin Fıkraları.

Hiçbir canlı doğacağı habitatını kendi seçemez. Oradaki iklim koşullarına göre doğduğu yerde hayat bulur. İnsansoyu, tüm kibiri ve özgüveniyle, sonunu düşünmeden yaşam alanlarına müdahale ederek, canlı türlerinin yok olmasına veya devamına karar verir. Yok olmasına neden olurken, aslında yok ettiğinin kendi yaşam damarları ile ilgili olduğunu anlaması için, bir zamanların verimli ovaları olan Afrika Çöllerine bakmak ders almak için yeterlidir. Almasını bilene.

Hepimiz doğarken insan bebeği olarak dünyaya geliriz. İlk öğrendiğimiz dil annemizin sevgi dilidir. Evimizden dışarı adım atmaya başladığımızda annemizin dilinden başka dillerin de olduğunu öğreniriz. Makvali, yumurta olur, yumurta hek olur… Kimimiz sarışın, kimimiz esmer, kimimiz doğuştan engelli olabiliriz. Tüm bu özelliklerimiz, kimliğimizi oluşturur ama bizi tek başına iyi bir insan yapmaya yetmez. Bizi iyi insan yapan tekşey; kendimizden farklı olanın yaşam hakkına gösterdiğimiz saygıdır.

Her insan, sağlıklı bir çevrede huzur içinde yaşamak, çalışmak, komşularıyla iyi geçinmek ister. İster ama çoğu insan bunu başaramaz.  Çünkü; õngörüsü gelişmemiş insan, huzur içinde yaşamak için, kendine benzemeyenlerin yaşam hakkına saygı göstermesi gerektiğini anlamaktan uzaktır. Kendisine benzemeyen komşusuna; Çingene der, Kürt der, Türk der, Alevi der, Sünni der, başörtülü der, başı kapalı der…. Ve sürekli iter, gagalar, ötekileştirir. Siz birini ötekileştirdiğinizde otomatikman karşınızda önce bilinçsiz, sonra da bilinçli bir düşman yaratmış olursunuz. Bu durum her canlı için böyledir, köpeğe sürekli taş atarsan o da sana havlar. Oysa tersini yapsan HUZUR GELECEK.

Ülkemizde Siyaset, maalesef halkımıza faydalı olmak ve hizmet üretmek için değil, toplumu yönlendirmek ve belirlenmiş ideolojiler çerçevesinde algılar oluşturmak için yapılınca; toplum gereksiz yere geriliyor ve insanları birbirine düşüren BERBAT olaylar yaşanıyor.

Oysa Demokrasisi oturmuş toplumlarda, ideolojiler, vaatler, olaylar akıl ve izan çerçevesinde medeni bir şekilde konuşulur, tartışılır oy verme zamanı gelince de insanlar özgürce tercihlerini yaparlar.

Bugünden yıllarca sonra bile, çok fazla tartışılacağını tahmin ettiğim OHAL ortamında, 24 Haziran Seçimlerine girerken, seçime giren tüm partilerin eşit ve adil yarışmadığını Papuğayenigine’deki sağır balıkçı bile duymuştur. Bu eşitsizlik ve adaletsizlik ülkemizin tarihine kara bir leke gibi düşerken; kendisine “BEN DEMOKRATIM” diyen, “Muaviyeden değil, HZ. ALİ’den yanayım” diyen herkesin üzerine düşeni yapması VİCDANİ ve AHLAKİ bir sorumluluktur.

Bu dönem “ Senin gibi düşünmüyorum ama düşüncelerini özgürce ifade etme hakkını sonuna kadar savunuyorum” diyemezsek, ülke olarak; Ak Partilisi, CHPlisi, MHPlisi, İyi Partilisi…… hepimizle birlikte Türkiye kaybedecek.

Özellikle, Ak Partinin Jet ile, CHP’nin tren ile, Diğerlerinin otobüsle yarışa katıldığı bir seçime; yaya olarak bile katılması engellenen HDP’nin, yoldaki güvenliğini sağlamak; bu devletin olduğu kadar, adalete inanan herkesin insani borcudur.  Hatta bu borç, demokratlardan çok kendilerine milliyetçi diyenlere düşmektedir. Diyelim ki; Milliyetçiler sonuna kadar haklı, bunlar PKK li, bunlar terörist… Diyelim ki öyle… Ama seçime katılmışlar ve herşey yasal. Yani devletin güvencesinde ve devletin onayı ile katılmışlar. Seçim zamanı, barış zamanıdır… Barış zamanı “düşmana” kurşun sıkmak, bu ülkeye bu halka ihanet değil midir?

Bu ülkede huzur içinde, bir arada yaşayacaksak barışa ihtiyacımız yok mu? Huzur ve istikrar için; Parlamenter Demokrasi ve herkesin düşüncelerini özgürce ifade etmesi şart. Rakiplerinizin düşüncelerini ifade etmesini yasaklamak,  parlamento yolunu tıkamak, “hadi git dağlarda savaş” demektir. Bunu anlamak için Suriye’ye bakmak yeter aslında. Tüm bu gerçeklerin ışığında; Bolu’da HDP’lilere yapılan saldırıların, ülkemizi bölmeye ve düşmanlığı arttırmaya yönelik olduğunun çok geç olmadan anlaşılmasını umuyorum. Aklınızı başınıza toplayın, Fiili saldırıları durdurun. Yoksa ağaçtan tepetaklak düştüğünüzde nasıl yaralanacağınızı kestirmek zor değil. Üstelik bu durumda yaralanan tek başına siz de olmayacaksınız. Türkiye halkı olacak.  Allahaşkına, güçlü bir adamın pata küte zayıf bir adamı dövmesine seyirci olmaktan bıkmadınız mı? Yakışıyor mu? Dövüş bile dengi dengine olur. Nerede kaldı MERTLİK anlayışınız ?Hangi partiye oy verirseniz verin, önce İNSAN olun. Adil olun. Mert olun…

Son söz olarak; Sandığa giderek oyumuzu kullanmadan önce, seçimlerin adil olabilmesi için üzerimize düşeni yapmalı ve mutlaka oy kullanmalıyız.

Sonuçların Hayırlara vesile olması dileğiyle….

Nermin Alpay

Yaşam Hakkı Savunucusu

 

Nermin Alpay
Nermin Alpaynermin.alpay@gmail.com