SOR KARDEŞİM!.. | Akcakoca Gazetesi

SON DAKİKA

SOR KARDEŞİM!..

Bu haber 30 Mayıs 2018 - 11:39 'de eklendi ve 102 kez görüntülendi.

İnsan konuşmayı öğrendikten sonra, öğrenmek için soru sormaya başlar. Çocuk, merak ettiklerini önce yakın çevresine sorarak başlar hayata. Bu kişi genellikle annedir.

“-Anne, bu musluk neden böyle açılıyor? Anne kuşlar nasıl uçuyor? Ben de uçabilir miyim? Bu ne?…”

Çocuk, binlerce soru sorarak büyür. Bir an önce işini bitirip, başka şeyler yapmayı planlayan anne/baba bunalır ve çocuğa oyalanacağı bir şeyler verip, sorularından kaçar.

Bazen de cevabını bilmediğimiz sorulardan kaçarız. Bilmediğimizi söylemek ağrımıza gider, hele bu çocuğumuzsa bize olan saygısını yitirmesinden korkarız. Her ebeveynin bu konuda ki tavrı farklıdır. Bilgili, olgun bir ebeveyn çocuğa çok rahatlıkla “ bu konuyu bilmiyorum yavrum, hadi gel beraber araştıralım” derken, cahilliğinden utanan ama bunu değiştirmek için bir şey yapmayı seçmeyen ebeveyn “ boş işlerle uğraşma, işine bak” diye çocuğu azarlar.

Biat etmeye koşullandırılan toplumlarda,  bilgiye ulaşmak, gerçeği araştırmak için sorular sormak yanlış anlaşılır ve makbul değildir.

Toplumda yarattıkları güç algısının değişmesinden korkanlar, bunu büyüğe saygı, yöneticiye biat, güçlüye itaat olarak sürekli pompalarlar.

Toplumlarda insani değerler geliştikçe o güne kadar doğru bilinen kalıplar da değişir.  Daha dün “ eti senin, kemiği benim” diye çocuklarını öğretmenlere teslim eden aileler bugün “ çocuğumun öz güvenini sarstı, çocuğumu aşağıladı” diye dava açıyorsa, bir şeyler değişiyor demektir.

Peki soru sormayı biliyor muyuz? Soru sormanın adabı nedir?

“-Sus, sorma, amma merak ettin, niyetin nedir, neden sordun……? “ benzeri paylayıcı, insanın soru sorma şevkini kıran yüzlerce olay yaşamışsınızdır. Peki, paylanmanıza/paylanmamıza neden olan sorular neydi? Doğru kişiye doğru soruyu sormayı ne kadar biliyoruz? Ya da bize soru sorulduğunda, cevabını biliyorsak, hangi soruları cevaplamaktan hoşlanmıyoruz?

Çok basit örnek verecek olursak;  Yolda yürüyorsunuz, selamlaşmadan öteye bir ilişkinizin olmadığı kişi size soruyor – Nereye gidiyorsun? Siz de kibarlık için cevaplıyorsunuz – Çarşıya, O devam ediyor, Ne yapacaksın çarşıda? ….” 

Bireyin özeline, zevklerine, tercihlerine yönelik soruları sorma hakkı ancak karşı taraf izin verdiği ölçüde vardır. Ve bir başkasının özelini o kişi izin vermedikçe merak etmek bile ayıptır.

Sorduğunuz soru sadece merakınızı değil, bilgilenme ihtiyacınızı da gidermek amacı taşımalıdır. – Dünyadan başka gezegenlerde hayat var mı?

Ya da yerelde; Merkez camii çevre düzenlemesinde tam olarak kaç milyon TL.  harcanmıştır? İhaleye kaç firma girmiştir? Her harcama kalemi tek tek fiyatlandırılmış mıdır?  Yapılan mermerlerin ıslanınca kayganlaşan özelliği var mıdır? Yağmur yağınca su birikir mi? Gölgesi olmayan palmiyelerin bir tanesinin fiyatı nedir?  Gibi sorular sormak; yaşadığınız sosyal alana dair kaygılarınızın giderilmesi amacını taşır.

Soru sormak; hesap sormak değildir.

Sorduğunuz sorularla, aldığınız veya alamadığınız cevapların sonunda hesap sormanız gereken bir durum var mı     yok mu onu anlarsınız. İnsan soru sordukça gelişir, sosyalleşir. Çocukken her ne kadar “ yeter sorma” diye azarlandıysanız bile, bugün bunu unutun ve sormaya başlayın artık. Çok şükür Yaradan düşünelim ve sorgulayalım diye insansoyuna akıl diye bir güzellik bahşetmiş. Onu kullanmak lazım…

Gerçeği öğrenmeyi her şeyin üstünde tutan insanlar doğru soruları sormaya devam ettikçe, hakikat güneş gibi “ balçıkla sıvanamayacaktır”

O yüzden soru sormaktan korkma…

 

 

Nermin Alpay
Nermin Alpaynermin.alpay@gmail.com